Kapat

Akîde – Akâid Nedir?

Akîdenin Sözlük Anlamı:

Akd kökünden gelir. Raptetmek, onaylamak, sağlam ve yerli yerince yapmak, işini sağlama almak, kuvvetle bağlamak, birbirine kenetlenmek, birbiriyle kaynaşmak ve tespit etmek anlamlarına gelir. Yakîn ve cezm kelimeleri de bu anlamdadır.

Akd, çözmenin zıddıdır. Bir şeyi bağladı, bağlıyor ve bağlamak anlamında عَـقَده يـعـقِده عَـقْدًا  denilir. Yemin etti nikâh yaptı anlamındaki “akdu’l-yemîn” ve “akdu’n-nikâh” tabirleri de buradan gelir. Allah tebâreke ve teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yemînlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek, kesin olarak yaptığınız (akkedtum) yemînlerden dolayı sizi sorumlu tutar.”[1]

Akîde: İ’tikâd sâhibinin nazarında hiçbir şüpheyi kabul etmeyen hükümdür. Dînde akîde ise amelin dışında kendisiyle i’tikâdın kast edildiği şeydir. Allah’ın varlığına ve peygamberler gönderildiğine i’tikâd etmek/hükmetmek gibi. Çoğulu akâid gelir.[2]

Özet olarak insanın kalbinden kesin olarak bağlandığı şey, ister hak ister bâtıl olsun akîdedir.

Akîdenin Istılâhî/Terim Anlamı:

Kalbin doğrulaması ve nefsin huzur içinde kabul etmesi gereken şeylerdir. Öyle ki bunun neticesinde hiçbir şüphenin ve tereddüdün karışmadığı kesin ve sağlam bir inanç hâsıl olur. Yani i’tikâd sâhibinin nezdinde, içinde hiçbir şüphenin bulunmadığı kesin inanç demektir. Bu inancın gerçeğe uygun olması gerekir. Hiçbir şüphe ve zannı kabul etmez. Bir ilim kesinlik derecesine ulaşmazsa ona akîde denilemez. Akîde diye isimlendirilişinin sebebi, insan kalbinin ona bağlanmasıdır.

İslâm Akîdesi:

Allah teâlâ’nın rubûbiyyetine, ulûhiyyetine, isimlerine ve sıfatlarına, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, hayrı ve şerri ile kadere, sâbit olan diğer gaybî konulara, dînin temel esaslarına, selef-i sâlihîn’in üzerinde icma ettiği şeylere kesin olarak îmân etmek ve emir, hüküm, itaat ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e uyma konusunda Allah teâlâ’ya tam bir teslimiyet göstermektir.

İslam Akîdesi:

Bu tabir mutlak olarak kullanıldığı zaman onunla Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat akîdesi anlaşılır. Çünkü bu akîde, Allah’ın kulları için dîn olarak seçtiği İslâm’ın ta kendisidir. Bu akîde, sahâbe, tabiîn ve onlara en güzel şekilde uyanlardan oluşan faziletli ilk üç neslin akîdesidir.

İslam akîdesinin Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat tarafından kabul edilmiş, onunla eş anlamlı ve onu ifade eden başka isimleri de vardır: Tevhîd, Sünnet, Usûluddîn, Fıkh-ı Ekber, Şerî‘a ve Îmân bu isimlerden bazılarıdır.

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in akîde ilmini ifade etmek için kullandıkları en meşhur tabirler bunlardır.

[1] Mâide: 89.

[2] Bkz: Lisânu’l-Arab, el-Kâmûsu’l-Muhît, Mu’cemu’l-Vasît. (A-k-d maddesi).

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir